Mutlu Arabistan…YEMEN

Mutlu Arabistan YEMEN’in başkenti DÜNYA MİRASI SANA

Ah o Yemen’dir  / Gülü çemendir / Giden gelmiyor / Acep nedendir…

y01

 Tozlanmış seyahatnamelerin meşine yazılmış sayfalarında, Arabisatan yarımadasının güneyinde, Kızıldeniz ile Aden Körfezi kıyılarında mutlu bir ülkeden bahsederlerdi geçmişin seyyahları.Seyyahların mutlu Arabistan dedikleri Yemen’de geçmişin huzurunu aramak ve yeni sevdaları yaşamak için, bu ülkenin üç bin yıllık geçmişinde buldum kendimi.

 

MÖ.1.yüzyıla tarihlenen Saba Krallığı’ndan Osmanlı egemenliğine, Kuzey Yemen ve Güney Yemen olarak iki ayrı devletten günümüze ulaşan yeni Yemen Cumhuriyeti’ne tarihsel bir süreçtir mutlu Arabistan ülkesi.Yemen topraklarında yaşayan halk Nuh’un büyük oğlu Sem’in soyundan geldiklerine inanırlar.Halkın yüzde  40 ı şii mezhebinin Zeydi kolundan,yüzde 60 ı ise Sünni mezhebinin şafi kolundandır.16.yüzyılın başında Mısır’a bağlı emirler tarafından yönetilen Yemen, Çaldıran savaşı sonrası Memluk Devleti saltanatına son veren Yavuz Sultan Selim zamanında 1517 de Osmanlı egemenliğine geçer ve 400 yıl süresince bağlı kalır. Sonraki yıllarda Sana merkezli ülkenin kuzeyinde hüküm süren Yemen Arap Cumhuriyeti ve Aden merkezli güneyde hüküm süren Yemen Demokratik Halk Cumhuriyeti olarak iki ayrı devletin uzun yıllar süren iç savaşı sonrası 1990 yılında birleşmesiyle tek bayrak altında Yemen Cumhuriyeti dönemi başlar.Birleşme sonrasındaki ilk yıllarda ülkedeki siyasal istikrarsızlık ve ekonomik sorunların neden olduğu  iç savaşlara 1991 yılındaki körfez krizi eklenir.Bu süreçte Irak tarafında yer alan Yemen,batılı devletler tarafından ambargo uygulamasıyla karşılaşır.1994 yılındaki büyük bir iç savaşın sonunda ekonomik ve siyasal istikrar yakalanmıştır.1998 den bu yana Avrupa devletleri ve Amerika ile ilişkiler yeniden hareketlenmiştir.

y02

 Yemen coğrafyasına ve iklim koşullarına son derece uygun taş,kerpiç ve tuğladan yapılmış, dünya miras listesindeki geleneksel Sana evleri, her yaştaki Yemen’linin kendilerini başka dünyalarda bulmak için taze yapraklarını çiğnediği gat bitkisi, kahve kültürü, Sünni ve şii aşiret düzeni, dilimizden düşmeyen Yemen türküleri ve Yemen kuveys, ehlen ve sehlen…

 y04

Sabahın ilk saatlerinde ulaştığım başkent Sana’da Bab-el Yaman (Yemen kapısı) Meydanı’nda sabahın mahmurluğundaki gülen gözleri görüyorum, biraz şakın biraz da tedirgin. Yeni bir ülkenin bilinmezliğine geleneksel kıyafetlerin renkleri ve erkeklerin yanlarından hiç ayırmadıkları cenbiye-bir tür kama- görüntüleri ekleniyor ve eski kent Sana geçmişin izlerini hala sürdürüyor.Tozlanmış seyahatnamelerin sayfalarını çevirmeye başlamalı ve Yemen’de yüzyıllar öncesini bugünle buluşturmalı diyerek, Sana’nın sokaklarına bıraktım kendimi. Çöllerden, volkanik platolara, ortalama 2000 metre yüksekliğindeki dağlık bölgelerden Kızıldeniz ve Aden Körfezine uzanan ilginç bir coğrafyada yer alan Yemen’de, başkent Sana etrafı dağlarla çevrili ve 2600 metre yükseklikte bulunuyor. Nukhum (yıldız) Dağının eteklerindeki başkent adını Nuh’un oğlu Sem’den almıştır. Surlar içindeki eski kent ve günümüzün yeni kent yerleşiminden oluşan Sana, 1984 yılında Unesco tarafından korumaya alınmış. Sana mimari örnekleri, geleneksel gündelik yaşamın devam ettiği çarşılarıyla geçmişi günümüze taşıyan dünya mirası şehirlerden biridir. Eski Sana’da yaşam surlara çevrili bölümde devam etmektedir. Şehire hala dimdik ayakta duran kapılardan giriliyor. Yemen’e özgü eğri ağızlı bir kını olan cenbiyelerin satıldığı tezgahlar, çömlekçilik, dokumacılık ve ahşap işçiliğinin sergilendiği arastalar, baharat pazarları eski kentin yaşamına çeşitlilik katıyor.Yedi sekiz katlı kerpiç evler, minare süslemeleriyle dikkat çeken camiler, kaymak taşı, alçı ve vitraylarla bezenmiş pencereler karşısında geleneksel mimarinin ihtişamıyla etkilenmemek elde değil.Sana’daki Osmanlı izleri de geçmişe sürüklüyor insanı.Osmanlı’nın Yemen’deki ilk valisi Hasan Paşa tarafından yaptırılmış olan Osmanlı nın bu ülkedeki ilk eseri Bekiriye Cami Sana’da bulunuyor.Osmanlı döneminden kalma askeri yapıların bir çoğu günümüzde hala kullanılmakta.Buna en uygun örnek Ali Abdul Mogni caddesi üzerindeki Osmanlı döneminin askeri hastanesi. Bekar kuyusu anlamına gelen Bir el-Azep caddesi üzerinde Osmanlı askerlerinin yaşadığı dönemin evlerine rastlamak mümkün. Sana’nın çeşitli yerleşim yerlerinde Yemen’de kalan Türk’lerin soyundan gelen ailelerle karşılaşabilirisiniz. Sana müzesi binlerce yıllık geçmişinden izlerini taşıyan eserlerle ziyaretçilerini beklemektedir.

y05

Taş, kerpiç ve tuğla kullanılarak yapılmış geleneksel evlerin  renkli boyalarla süslü pencerelerinden daracık sokaklara yansıyan vitraylar, yılların yorgunluğunu sakallarını sıvazlayarak unutmaya çalışan yaşlılara inat koşusturan çocuklar, daracık dükkanlardaki alma satma telaşı, gat pazarındaki heyecanlı bekleyişler, her köşe başında parıldayan cenbiye tezgahları, baharat kokularına karışan seyyar satıcıların sesleri, peçelerinin ardında yeni günler düşleyen kınalı ellerin kadınları ve Yemen’de bir başka dünyanın bir başka manzaraları.

y03

Eski kentin surlar içindeki yaşanılmışlar sonrası Sana’ya 15 km uzaklıktaki Wadi Dhahr bölgesine gidiyorum.Vadinin her iki yamacına kurulmuş köyler ve prehistorik dönem kaya kütlesi üzerine, Osmanlılar’a karşı isyanları yöneten İmam Yahya tarafından yaptırılmış Dar-al Hajar Yazlık Sarayı oldukça ilginç. Vadinin ve sarayın büyüsü sonrası 2500 metre yükseklikteki Shibam’a ayrılıyorum. MS. İlk yüzyılda bağımsız bir eyaletin başkentliğini yapan bu bölgede Himyeritler yaşamış.Shibam’ın 350 metre yüksekliğinde bulunan Kawkaban küçük bir Yemen köyü. Dik kaya duvarları arasındaki patikadan bu köye ulaşmak mümkün. Patikadan köye doğru yükseldikçe Shibam ve çevresi kuşbakışı görülebiliyor.Taştan yapılmış kule evlerden oluşan uzaktaki yerleşimlerin ve yüksek platolardaki tarım için düzenlenmiş terasların ilginç görüntüleri müthiş.Sisler altındaki  Shibam ve fotoğraf çektirmek isteyen ve bahşiş bahşiş diye tutturan sevimli çocuklar geri bırakıp, Thilla köyüne ayrılıyorum.Yağmurlu bir Yemen akşamı ve daracık sokaklarda birbirine yaslanmış kerpiç evler karşılıyor beni.Köüyün gönüllü küçük rehberi Taha’nın eşliğinde yağmura aldırmadan akşamın karanlığının geceye dönüşüne kadar kaleyi ve köyü dolaşıyorum.Taha’nın uğurlamasıyla Sana ya dönüyorum.Gecenin yorgunluğuna çocukların suret suret ve bahşiş istekleri ekleniyor,eski kentin büyülü dünyasındaki yolculuğuma Arnavut Ahmed’in nargile kahvesinde devam ediyorum.Öğleden önce çiğnemeye başladıkları gat bitkisi etkisiyle yarı uyanık yaşamlarını sürdüren Yemenli erkekler çoktan geceyi yaşamaya başlamışlarlı nargile kahvesinde.Uyarıcı ve keyif verici olan gat bitkisi kullanımı Yemen’de o kadar önemli bir kültür ki, Yemen’liler gatsız, gat Yemensiz düşünülemez. Taze olarak temin edilen gat bitkisinin dallarının ucundaki küçük yaprakları uzunca bir süre ağızda çiğnenip damakta biriktirilerek etkisine ulaşılıyor.Tabi ki gat çiğneyenlerin şişmiş yanaklarındaki görüntülere şaşmamak elde değil.Ve Yemen’de iç savaşlar sırasındaki cephelerdeki muhaliflerin çatışmalar esnasında gat molası verdiklerini duymak da oldukça şaşırtıcı.Kahvenin sedirlerine uzun oturmuş Yemenliler’in  nargile fokurtularına geleneksel Yemen müziği karışıyor ve bir nefes daha nargilemden.

y27

Fiandukum al-fundug (otel ne kadar) sorusuyla ve Yemen türküleri ile başlayan Yemen günlerim geleneksel mimarinin ihtişamıyla,gat kültürünün hafızamdaki bilinmezliği ile, Saba Melikesi Belkıs’ın efsaneleriyle, peçeli kadınlar cenbiyeli erkekleriyle,çocukların gülümseyişleriyle yaşandı.Ve Yemen Kuveys…Ehlen ve Sehlen.. (Yemen güzel,hoş gelniz,sefalar) getirdiğiniz tümcesiye son buldu.

y09

Yorum Yapın