Petra…ÜRDÜN

Petra Kuveys… Welcome to PETRA….

 

Yaşanılmamış güzelliklerin hiç bitmeyeceği geliyor aklıma. Çöllerin dinginliği, taşların kutsallığı, bir bedevinin şarkısı, hiç bitmeyecek hayata dair an ‘lar… Welcome to Jordan diyerek karşılayan çocukların çoşkularıyla ayrıldık başkent Amman’dan Petra’nın geçmişine.

Amman Vahadat Otobüs terminalinden 3.5 saat süren yolculuk sonrası Wadi Musa’daki otelimize yerleştik. EI-Haşimiye EI-Ürdünniye ‘nin milattan öncesine dayanan tarihiyle, çok önemli bir turizm merkezi olan Petra antik kenti artık çok yakındı.

 ürdün03

Bildik bir otel odasının dekoruna, Petra ardında batan güneşin kızıllığı eklenirken, Nebatilerden bu günlere ulaşan antik kent için sabırsızlanıyorum. Amman’ da yabancılarla karşılaşan herkes welcome to Jordan diyerek memnuniyetlerini gösteriyorlar. Wadi Musa’da da durum aynı. Welcome to Petra. Petra kuveys diyenlere karşı in sha’allah diyerek akşam yemeği için geleneksel Ürdün mutfağı ile buluşuyoruz. Menüde et, badem,ftstık, üzüm ve çeşitli baharatlardan oluşan mensaf denilen safranlı pilav, nohut, tahin ve çeşitli soslardan hazırlanan humus ve falafel var. Ayrıca Ürdün birası da menüye  dahil. Yemek sonrası oldukça geniş bir alana yayılmış antik kent için, planlarımızı gözden geçirebileceğimiz bir nargile kahvesi arıyoruz.

ürdün02

Rehber kitabımızda ve ören yeri haritasında öncelikli yerleri işaretleyip, rotamızı belirleyerek Petra için tüttürüyoruz nargilemizin dumanını. Petra ören yerine giriş ücretinin 20 JD (jordan dinarı) yaklaşık 30 YTL

olması biraz düşündürüyor bizi. Ülkemizdeki ören yeri giriş fiyatları ile karşılaştırıldığında abartılı bir fiyat farkının olması biraz garip geliyor bize. Kahvedeki Ürdünlüler bildik cümle ile başlıyorlar sohbete. Kimi vahalardan vahalara göç edip çobanlık yapan Bedevilerden bahsediyor; kimi de Petra’ da Arapları örgütleyen Lavrence’ den. Petra gezisi için yerel rehberlik yapabilmek için Ürdün ve Petra ile ilgili tüm bildiklerini birbirleriyle yarışarak anlatıyorlar bize.

ürdün04

 Tarihi milattan öncesine Petra, Yemen ‘in Hadramut bölgesinden gelenbaharat yolunun son bölümünde bulunmasıyla; ulaşılması ve ele geçirilmesinin güç olması sebebiyle Nebatiler’in baharat deposu olmuş. Ticari yaşamın zenginliği Petra yı bu uygarlığın başkenti yapmış.

Nebatiler Hellen krallarına karşı bağımsızlıklarını coğrafi koşulların etkisiyle korudular. Nebatiler’den sonra kent Roma ‘nın eyaleti oldu ve bu günlere kadar ulaştı. Petra ile ilgili tarihi bilgilerin yanı sıra oldukça ilginç tekliflerde geliyor özellikle de genç Ürdünlüler’ den. At arabasıyla antik kent gezisi, çöl çadırlarında öğle yemekleri, bedevilerle tanışma, ucuz halı ve kilimlere kadar ilginç teklifler. Bu tekliflerden sıkılan yol arkadaşım Ömer’ e önerilen giriş parası vermeden ören yerine giriş imkanı ise oldukça şaşırtıcıydı.

ürdün01

Nargileden bir nefes daha ve sonrasında geceyi sabaha , ulaştıracak Petra ‘lı bir düş niyetine otelimize. Çölden esen ılık bir rüzgar ve sabahın serinliği ile adımlar Petraya yaklaşıyor. Ören yeri giriş merkezi sonrası Vadi Musa ‘nın dar geçitierine doğru ilerliyoruz. Daracık kanyonlara benzeyen dar geçitler hazine avcıları filminin sahnelerini çağrıştırıyor adeta. Artık haritadaki işaretli noktalara yaklaşıyoruz. Gül rengi kayalardaki rengarenk tonlara, zakkum çiçeklerinin pembeliği ekleniyor. Güneş tepeye yükseldıkçe vadinin dik yamaçları arasından süzülen ışık oyunları ile Petra ‘nın gizemiyle buluşuyoruz.

ürdün07

 Ve muhteşem Khazneh (hazine) olarak bilinen mezar yapısı dar geçitlerin ardından büyülü görüntüsüyle karşımızda.Petra ve Ürdün ile ilgili tüm kitapların kapaklarında yer alan fotoğrafların neden hazine olduğu, bu görüntü sonrası daha iyi anlıyorum. Yapının muhteşemliği karşısında şaşırmamak ve binlerce yıl öncesine savrulmamak olanaksız.

Antik kentteki Nebati Uygarlığı ‘ndan izler Khazneh ile kendini gösteriyor. İnanılmaz bir taş işçiliği vardı karşımızda.Oldukça büyük bir kaya bloğu içine oyularak oturtulmuş mezar yapısının heybeti ise düşündürücüydü. Yapının cephesi iki katlı. Ayrıca ön cephe korinthos başlıklı altı sütun ile desteklenmiş. Üst katın orta bölümünde, günümüzde heykeli yer almayan kubbeli bir yapı var. Khazneh ‘nin içinde ise iki yan oda ve büyük bir salon bulunmakta.

ürdün08

 Khazneh sonrası kayalara oyulmuş mezarları ve genişleyen geçitleri geride bırakarak Nebatiler ve sonrasında Roma dönemlerini yaşayan antik tiyatroya ulaştık. Kahvaltı molasında Khazneh ‘in muhteşemliğine, tiyatronun heybeti ve geçitler sonrası genişçe bir alana yayılmış antik kentin görünümü ekleniyordu. Tiyatro’dan biraz ilerledikten sonra hediyelik eşya standları ve çay-kahve çardakları ile karşılaşıyoruz. Büyü bozuldu derken, adımlarızı hızlandırıyoruz ve devesinin gölgesinde çayını yudumlayan bedevinin görüntüsüyle yeniden düşlediğimiz Petra ile buluşuyoruz.

Bedeviler çöllerde kara çadırlarda yaşayıp, geçimlerini yetiştirdikleri deve, keçi, koyun sürülerinden sağlayan arap göçerler. Günümüzde sayıları azalsa da belki de Petra ‘nın en eski ziyaretçileri onlar.

ürdün09

 Palace Tomb, Corinthian Tomb, Silk Tomb ve ardındaki Sextius Florentinus yapıları kayalara inanılması zor bir işçilikle kayalara oyulmuş Nebati döneminden kalan heybetli mezar anıtlarıdır. Hellen üslubunun etkisinde kalarak yapılmış olağanüstü anıtlar iki bin yıl önce Nebatiler’in yaşadığı zenginliğin ve kültürlerinin etkisidir. Vadi Musa’nın daracık geçitieri artık geride kalmıştı ve sütunlu caddeyi, Nyphaleum, Bizans dönemine ait kiliseyi geride bıralıp antik kentin müzesine ulaştık. Müze çevresinde ziyaretçilerin alış veriş yapabileceği standlar ve geşitli cafeler var.

ürdün06

Ürdün ve Petra’ ya ait hediyelik eşyalar alırken, kendilerini bedevi olarak tanıtan satıcılarla sıkı bir pazarlık yaparsanız ilk dedikleri fiyatın yarısını ödeyerek beğendiğiniz hediyeliklere sahipolabilirsiniz. Nebati dönemine ait Hamamlar, Güney tapınağı ve sunak alanı,Aslan Tapınağı,Roma dikilitaşları, Nebati Kalesi, Qasr’al-Bint yapıları Petra’da hüküm sürmüş uygarlıklarıngünümüze ulaşmış izleri. Saatler ilerdikçe güneş sıcaklığını fazlasıyla hissettiriyordu. Müzede Petra ‘da yaşamış uygarlıklardan kalma eserleri inceledik. Kısa bir dinlenme molası sonrası, yaklaşık 1 saat süren tırmanış ile AI-Deir Manastırı’na ulaştık. Vadi Musa’dan kuzey batıya doğru ayrılan Vadi AI-Deir’e yükselen dar geçitler sonrası ulaştığımız manastırın Khazneh ‘in yapısına benzeyen muhteşemliği tüm yorgunluğumuzu unutturdu ve belki de miladı olmayan bir tarihle buluşturdu bizi. Lavaş ekmeği, ton balığı ve salata, manastıra karşı yemeğimizin menüsü. Petra haritasında işaretli noktalar tamamlanmıştı. Gün alacakaranlığa hazırlanıyordu. Petra ya yeni bir merhaba için hoşça kal deme vakti gelmişti.

ürdün12

Bildik bir otel odasının dekoruna eklenen kızıllığa, bir kızıl da biz ekleyerek; Petra Kuveys… Otel odalarından bahseder şairler.Cansever Oteli’dir Edip’e itaf bir şiir. Ve gece usulcacık ulaştı mı odana; sen yine de çıplak ayaklarınla çık der bir diğeri. Sen güvercinli kadın;bizim oralardan geçmeyen trenlere el salla…Petra ya ulaşan yol boyunca raylara gölge düşüren sesler değil bizimkisi… Gelecekten geçmişe bir özlem hiç değil… Yalnızlığın utangaç şarkısı -bu da- değil… Yoğun ve tempolu geçen bir güne  rağmen uykum yok. Yaşanılmamış güzelliklerin hiç bitmeyeceği geliyor aklıma.

ürdün11

Çöllerin dinginliği, taşların kutsallığı, bir bedevinin şarkısı, hiç bitmeyecek hayata dair an ‘lar… Nokta yaraşmaz Petra’lı an’lara dair cümlelerin sonuna… Üç nokta; belki yeniden buluşma dileğiyle…Petra Kuveys… Welcome to Petra…

ürdün13

Yorum Yapın